“SIRASI GELEN MUTLAKA AŞI OLMALI”

“SIRASI GELEN MUTLAKA AŞI OLMALI”
100 views
01 Mart 2021 - 23:04

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yüksel Kaş, sırası gelen vatandaşların korona virüs aşılarını mutlaka yaptırmaları uyarısında bulunarak, aşı yaptırmanın topluma karşı bir vatandaşlık görevi olduğunu vurguladı.
Kovid-19 hastalığı ve korona aşısının uygulanması ile ilgili kafalardaki karışıklığı gidermek için açıklamalarda bulunan Medicana Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Yüksel Kaş, aşının yan etkilerinin önemsenmeyecek kadar az oranda görüldüğünü ve aşının hastalığa neden olmadığını ifade etti. Türkiye’de kullanılan Çin kaynaklı aşının ‘kalitesizmiş’ gibi kafa karıştırıcı dedikoduların-algıların yersiz olduğunu ve aşının klasik aşı tekniği ile üretilen ‘güvenilir bir aşı’ olduğunu, yüzde 90-100 ihtimalle ölümden ve ağır hastalık nedeni ile hastaneye yatmaktan koruduğunu, tedavi gerektiren hafif vakalarda ise hastalığın gelişmesini yüzde 78 engellediğini gösterildiğini belirten Uzm. Dr. Yüksel Kaş, aşının varyant ve mutant suşlara karşı da etkisinin olduğunu açıkladı. Türk Tabipleri Birliği’nin: Aşıların tüm canlılar için hayat kurtaran ortak bir değer olduğunu ve aşı karşıtlığının, bağışıklama için bir tehdit olduğunu ilan ettiğini dile getiren Kaş, toplumun yüzde 60-70’i bu virüsle karşılaşmadan (ya hastalık şeklinde ya da aşılama şeklinde) bu virüsten kurtulma şansının olmadığını kaydetti.

Korona virüsler nedir, neden önemlidir?
Uzm. Dr. Yüksel Kaş, “İnsanlık var olduğu sürece virüslerin enfeksiyon yapmaları riski vardır. SARS-CoV-2 virüsünün insan yapımı bir virüs olduğunu ileri süren komplo teorileri ortalıkta dolaşmakta. Bunun doğru olmadığı, genom diziliminin doğal olduğu ve insan eliyle yapılamayacak düzeyde iyi dizayn edilmiş bir virüs olduğu ispatlanmıştır. Bu tür komplo teorileri hastalıkla mücadele enerjisini, disiplinini azaltmaktadır. Tarihte viral pandemi yapan pek çok salgın görülmüştür. 1918-1920 yılları arasındaki İspanyol gribinde 50 milyon insan ölmüştür. Korona virüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. Bu aileden olan SAR-CoV-2 virüsü yeni korona virüs hastalığına (Kovid-19) neden olur. Yeni korona virüs hastalığı, ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde 2019 yılı Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada görüldü. İlk olarak 13 Ocak 2020’de tanımlandı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 11 Mart 2020’de, yeni korona virüs salgınını pandemi olarak tanımlanmıştır. İnsanlarda bir viral salgının pandemi olarak tanımlanabilmesi için kabaca 3 ölçüt olmalı: 1. yeni bir virüs olmalı, 2. insandan insana kolay ve sürekli bir şekilde bulaşmalı, 3. çok sayıda ülkeyi etkilemeli. Bu tanımlara uyduğu için pandemi olarak tanımlanmıştır. Türkiye’deki ilk tespit edilen Kovid-19 vakası Sağlık Bakanlığı tarafından 11 Mart 2020 tarihinde açıklandı. Bu tarih, aynı zamanda DSÖ tarafından pandemi ilan edilen tarih oldu. 1 Mart 2021 tarihi itibari ile tüm dünyada 114 milyon Kovid-19 hastası ve 2,53 milyon ölüm olmuştur. Ülkemizde 2,69 milyon Kovid-19 hastası ve 28,5 bin ölüm olmuştur” dedi.

Kovid-19 enfeksiyonunun seyri hakkında bilgi veren Dr. Kaş şöyle devam etti:
“Hastalık, genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişileri daha fazla etkilemektedir. Çocuklarda hastalık nadir ve hafif görülmektedir. Çocuklarda şimdiye kadar ölüm görülmemiştir. Ama her yaş grubunda görülüp ölümcül sonuçlara neden olmaktadır. Vakaların yüzde 80’i hastalığı hafif geçirmektedir. Vakaların yüzde 20’si hastane koşullarında tedavi edilmektedir. Ölüm oranı yüzde 2’dir. Hastalıktan en çok etkilenen kişiler. Sağlık çalışanları: En yüksek riskli grup, ülkemizde PCR pozitifliği yüzde 30’lara ulaşmış durumda. 60 yaş üstü olanlar. Ciddi ilave kronik tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar: Kalp hastalığı, hipertansiyon, diyabet, obezite, kronik solunum yolu hastalığı, kanser, böbrek hastalığı. Toplu yerde yaşayanalar: okullar, kışlalar, cezaevleri, bakım yurtları. Hastalığın yayılmasının önlenmesi için yapılması gerekenler: Kişisel tedbirler: maske, mesafe, hijyen. Toplumsal: Aşılama. İnsan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri vb. mikropların hastalık yapma özelliklerinden arındırılarak, zayıflatılarak ya da bazı mikropların salgıladığı toksinlerin etkileri ortadan kaldırılarak geliştirilen biyolojik ürünlere aşı denir. Aşı, sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır. Vücut bu şekli ile kendisine zarar vermeyen mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma geliştirir. Böylece daha sonra gerçek mikropla karşılaştığında; önceden geliştirilmiş savunma sistemi ile savaşır ve kişi hastalığa yakalanmaz. Bu kişi artık o hastalığa karşı bağışıktır. Aşı sağlıklı kişide hastalık yapmaz. Bu nedenle hastalıktan korunmada en önemli silahımız aşıdır.”

Uzm. Dr. Yüksel Kaş korona virüs aşıları hakkında şu bilgileri verdi:
“3 yöntemle üretilen aşılar mevcuttur: İnaktif aşı: Aşı formülüne virüsün zayıflatılmış, etkisi azaltılmış bir versiyonu konuluyor. Virüsün zayıf haliyle karşılaşan vücudun bağışıklık sağlayacak savunmaları geliştirmesini amaçlayan bu türden aşılara ‘inaktif aşı’ adı veriliyor. Çin’de üretilen CoronaVac aşısı inaktive aşıdır. Sinovac aşısı buzdolabında 2-8 derecede saklanabilmektedir.
mRNA aşıları: RNA gibi genetik yapı taşları içeren aşı formülleri geliştiriliyor. Bu aşılar virüsten alınmış genetik bileşenlerle bağışıklığa yardımcı bazı enzimleri harekete geçirmeyi ve hücre düzeyinde bağışıklık tepkilerini uyandırmayı amaçlıyor. Bionthec/Pfizer aşısı ve Moderna aşıları RNA tabanlı aşılardır. BioNTech-Pfizer aşısının ise eksi 70 derecede muhafaza edilmesi gerekiyor.
Vektör aşılar: Virüs türlerinden hedef virüse genetik bileşenler ekleniyor. ‘Virüs vektörü’ adı verilen bu yöntem için Kovid-19 aşı çalışmalarında en sık kullanılan virüs türü soğuk algınlığına yol açan adenovirüsler. Virüs vektörleri, başka bir virüsün zayıflatılmış ve kendini çoğaltamayan versiyonuna aktarılan virüs bileşenleri aracılığıyla vücutta bağışıklık tepkisi yaratmayı hedefliyor. Sputnik V ve Oxford/Astrazeneca aşıları da viral vektör tabanlı aşılardır.
CoronaVac dahil, dünyada acil kullanım onayı alan tüm aşıların ağır hastalığı ve ölümü önlemede başarısı yüzde 90’ın üzerindedir. Hastalığın hafif geçirilmesini yüzde 50’den fazla azaltmaktadır.
Aşı olanlar burun mukozasında hastalığı taşıyabilirler. Bu nedenle maske, mesafe gibi konulara dikkat etmesi gerekir. Aksi halde kendisi hasta olmadan yakınlarına bulaştırırlar.
Kovid-19 aşısı sonrası yan etkiler neler: Bugüne kadar Kovid-19 aşılarına yönelik gerek yürütülen klinik çalışmalarda gerekse mevcut aşı uygulamalarında ciddi yan etkilere rastlanmamıştır. Aşılama sonrasında görülen yan etkiler sıklıkla hafiftir. Bunlar; yorgunluk, baş ağrısı, ateş, titreme, kas/eklem ağrısı, kusma, ishal, aşı uygulanan bölgede ağrı, kızarıklık, şişlik gibi hafif yan etkilerdir. Ancak nadir de olsa alerjik reaksiyonların olabilmektedir.
Yan etkilerle karşılaşıldığında yapılacaklar: Aşı uygulanan bölgede ağrı/şişlik/kızarıklıkta: Soğuk uygulama ve parasetamol tablet kullanılabilir. Yorgunluk: İstirahat ve yeterince sıvı alımı. Hafif ateş, titreme: İstirahat , yeterli sıvı alımı, parasetamol tablet. Baş ağrısı, kas-eklem ağrıları: Parasetamol. Kusma, ishal: Bol sıvı takviyesi gerekirse serum verilebilir.”(İHA)

REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.